Deniz Berktay ile Kuzeyden notlar: Bir tuhaf bayram

Aslında bu bayramın ilk adı “Egemenlik Bayramı” idi ve tarihte 12 Haziran 1990’da Rusya, Sovyetler Birliği’nden (SSCB) egemenliğini ilan etmişti. Yani SSCB’yi oluşturan 15 federe birimden biri olan Rusya Federatif Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti, Rusya’daki yasaların SSCB yasalarından daha üstün olacağını ilan ediyordu ve bu bağımsızlığın bir önceki adımıydı. Evet, şimdi inanmak zor gelebilir ama SSCB’ye karşı bayrak açan Rusya’dan başkası değildi!

SSCB’den ayrılma eğilimlerinin Baltık cumhuriyetlerinde (Estonya, Letonya ve Litvanya) ve bir ölçüde Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan’daki güçlü olmasına karşılık diğer cumhuriyetler, SSCB’nin -reforme edilerek- devamından yanaydı. Ukrayna da dahil olmak üzere kurucu cumhuriyetlerin pek çoğunda 1990 yılında yapılan referanduma katılanların çoğu, birliğin devamından yana oy kullanmıştı.

Yıkıcı darbe

Fakat birliği yıkan darbe içeriden geldi. 1980’lerin sonlarında Rusya’da “Kafkasya’yı beslemeye son” diyenler ortaya çıktı. Bunlara göre Ruslar diğer cumhuriyetleri besliyor ve bu yüzden yoksul kalıyordu. Bu nedenle çevreye yardım kesilmeliydi. Bu kesimin temsilcisi olan Boris Yeltsin, 1990 Mayıs’ında Rusya Federasyon Komünist Partisi’nin başına geçti. SSCB’nin başında Gorbaçov varken bu birliği oluşturan 15 cumhuriyetin en büyüğünün başına, Yeltsin gelmiş oluyordu. Yetsin’in girişimiyle Rusya, 12 Haziran 1990’da egemenliğini ilan etti. Yani birliğe bağlı kalmak isteyen çevre ülkelere ısrarla “Gidin başımızdan” diyorlardı. Rusya’da bu eğilimin güçlenmesi, çevre cumhuriyetlerde “Biz de kendi kaderimize bakalım” diyenleri güçlendirdi. Yeltsin ayrıca, rakibi Gorbaçov’u devreden çıkarmak için, Ukrayna ve Belarus liderleriyle gizlice buluştu ve bu üç lider, SSCB’ye son veren anlaşmaya imza attılar. Orta Asya cumhuriyetleri buna itiraz etse de durumu kabullenmek zorunda kaldı. SSCB’nin dağılmasından sonra bizde bazıları “Orta Asyalı kardeşlerimiz, esaret zincirlerini kırıp bağımsız oldu” dese de aslında bu ülkelerin durumuna bağımsızlığı kazanmak yerine ortada bırakılmışlık deyimi daha uygun düşüyordu.

Ruslar, ilk yıllarda SSCB’yi yıkarak başarı elde ettiklerini ve Batı’nın kendilerine yardım edeceğini düşünüyorlardı. Birkaç yıl içindeyse Batı’nın kendilerine mağlup gözüyle baktığını ve yıkılanın aslında kendi imparatorlukları olduğunu gördüler. SSCB’yi yıkmanın marifet olmadığı sonucuna varınca önceleri “Egemenlik Günü” olarak kutladıkları bayramın adını “Rusya Günü” diye değiştirdiler. İşte o dönemde Rusya’nın “Çevreyi beslemeye son” diyerek dağıttığı birliği, şimdiki Rusya yönetimi kısmen de olsa diriltebilmek için elinden geleni yapıyor.

[email protected]

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir